Michigan Üniversitesinden Matthew Willsey ve ekibi, omurilik yaralanması nedeniyle dört uzvunda da felç olan bir kişinin betnine yerleştirilen beyin-bilgisayar arayüzü sayesinde sanal bir drone'u yalnızca düşünerek kontrol etmesini sağladı.
İlk defa bir immünoterapi yaklaşımının tip 1 diyabet tedavisinde güvenle kullanılabileceği gösterildi. Görünüşe göre tedavi hastalığın ilerlemesini durduruyor.
Obezite ile kanser arasında ilişki olduğu zaten bilinen bir bilimsel gerçek. Dünya Sağlık Örgütü’nün kanserle mücadele strateji planlarında da obezite ilk sıralarda yer alıyor.
Geçen sayımızda ortalama yaşam beklentisi ile ilgili detaylı bilgi vermiştik. İngiliz bilim insanları tarafından Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği halinde yapılan ve Lancet’te yayımlanan araştırmaya göre 2030’lu yıllarda en uzun yaşam beklentisinin Güney Kore’de olacağı, en düşük yaşam beklentisinin de gelişmiş ülkeler kategorisindeki ABD’de olacağı tahmin ediliyor.
Kendi bağışıklık sistemi hücrelerimizin bizzat kendi sağlıklı hücrelerimizi düşman gibi görüp yok etmesi sonucu oluşan hastalıklara otoimmün hastalık adını veriyoruz.
Sindirim sistemi florası ile otizm arasındaki ilişkiyi inceleyen, 1960’tan bu yana yapılmış 150 bilimsel çalışmanın ortak bir havuzda toplandığı ve Frontiers in Cellular Science’ta yayımlanan bir meta-analizde çok önemli bulgular ortaya çıktı.
Nature’da eş zamanlı olarak yayımlanan iki araştırmada kişiselleştirilmiş kanser tedavisi konusunda ümit verici sonuçlar elde edildiği duyuruldu. Söz konusu çalışmalarda kişilerdeki kanser mutasyonlarına özel olarak geliştirilen kanser aşıları bir kısım insanda kanseri durdurmuş görünüyor.
50. yılımızda sizleri TÜBİTAK’ın destek verdiği başarılı projelerden haberdar etmeye devam ediyoruz. Bu ay tanıtacağımız çalışma 2016 yılı TEYDEB başarı hikâyeleri kitapçığında yer alan “Hava ve su örneklerinde gerçek zamanlı biyolojik kirlilik tespit ve erken uyarı sisteminin geliştirilmesi” başlıklı proje.
Marmara Üniversitesi Çocuk Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Oğuzhan Özen’in yürütücülüğünde ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) bünyesinde gerçekleştirilen bir araştırmada, ağırlıklı olarak Türk kökenli ailelerde görülen yeni bir bağışıklık sistemi hastalığı tanımlanarak genetik ve moleküler nedenleri ortaya kondu.