Skip to content Skip to navigation

Sağlık

Sağlık

Buradasınız

Geçen sayımızda ortalama yaşam beklentisi ile ilgili detaylı bilgi vermiştik. İngiliz bilim insanları tarafından Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği halinde yapılan ve Lancet’te yayımlanan araştırmaya göre 2030’lu yıllarda en uzun yaşam beklentisinin Güney Kore’de olacağı, en düşük yaşam beklentisinin de gelişmiş ülkeler kategorisindeki ABD’de olacağı tahmin ediliyor. 

Kendi bağışıklık sistemi hücrelerimizin bizzat kendi sağlıklı hücrelerimizi düşman gibi görüp yok etmesi sonucu oluşan hastalıklara otoimmün hastalık adını veriyoruz. 

Sindirim sistemi florası ile otizm arasındaki ilişkiyi inceleyen, 1960’tan bu yana yapılmış 150 bilimsel çalışmanın ortak bir havuzda toplandığı ve Frontiers in Cellular Science’ta yayımlanan bir meta-analizde çok önemli bulgular ortaya çıktı. 

Nature’da eş zamanlı olarak yayımlanan iki araştırmada kişiselleştirilmiş kanser tedavisi konusunda ümit verici sonuçlar elde edildiği duyuruldu. Söz konusu çalışmalarda kişilerdeki kanser mutasyonlarına özel olarak geliştirilen kanser aşıları bir kısım insanda kanseri durdurmuş görünüyor. 

50. yılımızda sizleri TÜBİTAK’ın destek verdiği başarılı projelerden haberdar etmeye devam ediyoruz. Bu ay tanıtacağımız çalışma 2016 yılı TEYDEB başarı hikâyeleri kitapçığında yer alan “Hava ve su örneklerinde gerçek zamanlı biyolojik kirlilik tespit ve erken uyarı sisteminin geliştirilmesi” başlıklı proje. 

Marmara Üniversitesi Çocuk Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Oğuzhan Özen’in yürütücülüğünde ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) bünyesinde gerçekleştirilen bir araştırmada, ağırlıklı olarak Türk kökenli ailelerde görülen yeni bir bağışıklık sistemi hastalığı tanımlanarak genetik ve moleküler nedenleri ortaya kondu.

Tarihinin başlangıcından beri insanoğlu gerek hastalıkların önlenmesi gerekse tedavisi için sürekli bir arayış içinde olmuştur. Ancak 18. yüzyıl sonlarında başlayan Aydınlanma Çağı’na kadar maalesef tıp alanında çok büyük ilerleme kaydedilememiştir. Antik Çağlar’dan Aydınlanma Çağı’na gelene kadar bir bebeğin yaşam beklentisi genellikle 30-40 yaş civarındaydı ve bu yaşların ötesini görebilmesi neredeyse bir hayaldi. Öte yandan modern tıbbın başlangıcı sayılan Aydınlanma Çağı’ndan bu yana, gerek koruyucu hekimlik önlemlerinde ve temiz yaşam koşullarında gerekse modern tedavi yöntemlerinde inkâr edilemez bir devrim gerçekleşmiştir. Bilgi, bilim ve teknoloji insanoğlunun yaşam beklentisini çok ötelere taşımıştır.

Pek çoğumuz havuzdan ya da denizden çıktıktan sonra bir fili yiyecek kadar aç olduğumuzu hissederiz. Peki, diğer sporlara göre yüzmenin bizi bu kadar acıktırmasının nedeni ne olabilir?.

Sayfalar

Konuda Ara