Simetri Yasaları
 

Şimdi bir de, elimizdeki deney düzeneğinin, orijine göre simetriğini alalım veya bu simetrik görüntünün fotoğrafını çekip, aynısını inşa edelim. Bu simetrik düzenekte, bir önceki deneyin başlangıç koşullarının ayna simetriğini başlangıç koşulu olarak alıp, bir deney daha yapalım. Bu deneyi de üç boyutlu video kaydına alalım. Bu bizim üçüncü filmimiz olsun ve D2 olarak işaretlenmiş bulunsun. Eğer fizik yasaları yansıma işlemi atlında simetrikseler, ikinci ve üçüncü filmlerin (D1' ve D2), birbirinin tıpatıp aynısı olması beklenir. Yani beklentiye göre; bir düzenekle yapılan deneyin orijine göre simetrik görüntülerinden oluşan film (D1'), düzeneğin orijine göre simetriğiyle yapılan deneyin görüntülerinden oluşan filmin (D2) aynısı olmak zorundadır. Çünkü fizik yasalarının, orijine göre simetri işlemi sonrasında da aynı şekilde çalışması, yani bu işlem altında değişmeyip aynı kalması beklenir. Dolayısıyla, yukarıda sözü edilen filmlerin ayrı ayrı sergiledikleri ardıl görüntüler arasındaki sebep sonuç ilişkilerini, aynı fizik yasaları yönetir veya her üç filmin seyri de, aynı fizik yasaları tarafından yönetilir.

Fizikçiler 1950'li yıllara kadar, doğa yasalarının temelde bu yansımalar, yani parite işlemleri altında değişmediğine inanıyordu. 1956'da T.D. Lee ve C.N. Yang, bu kanaatin aslında vazgeçilmez bir ilkeden kaynaklanmadığını, sadece o zamana kadar gözlenmiş olan fiziksel olaylarda tersine rastlanmadığı için, adeta kutsal bir simetri ilkesi haline gelmiş olduğunu ileri sürdü. Bu simetrinin zayıf etkileşimlerde bozulabileceğine işaretle, eğer hal gerçekten de böyle ise, bunun nasıl ortaya çıkartılabileceğine dair deneyler önerdiler. C.S. Wu ve arkadaşlarının 1957 yılında yaptığı deneyler parite bozulmasını doğrulayınca, Lee ve Yang, aynı yıl genç yaşta Nobel Fizik Ödülü'nü paylaştılar.