Dünya genelinde her yıl yaklaşık 50 milyon ton polietilen tereftalat (PET) üretiliyor. Yiyecek ve içecek ambalajlarında yaygın olarak kullanılan bu plastiğin büyük bir kısmı çöplüklere veya okyanuslara karışıyor. Geleneksel geri dönüşüm yöntemleri çoğu zaman verimsiz kalırken Edinburgh Üniversitesi Kimya Bölümünde kimyasal biyoteknoloji alanında çalışan Prof. Dr. Stephen Wallace ve ekibi bu atıkların potansiyel bir karbon kaynağı olabileceğini ortaya koydu.
Araştırmacılar, mart ayında Nature Sustainability dergisinde yayımladıkları çalışmalarında PET atıklarını, temel yapı taşları olan tereftalik aside ve etilen glikole parçalayarak sürdürülebilir ham maddeler elde edilmesini sağlayan bir süreç geliştirdi. Tereftalik asit daha sonra genetik olarak değiştirilmiş E. coli bakterilerinin büyüme ortamlarına eklendi. Bakteriler tarafından besin kaynağı olarak kullanılan bu asit, bir dizi biyokimyasal reaksiyon sonucunda levodopaya (L-DOPA) dönüştü. L-DOPA, Parkinson hastalığında azalan dopamini yerine koymak amacıyla kullanılan ilaçların etken maddesi olan ve beyinde dopamine dönüşen bir madde.
Plastik atıkları çöplüklerde depolamak, yakmak ya da doğaya atmak gibi çevre kirliliğine neden olan yöntemlerle bertaraf etmek yerine değerli ürünlere dönüştüren bu yaklaşım hem çevresel yükü azaltma hem de ilaç üretiminde daha sürdürülebilir yöntemler geliştirme potansiyeli taşıyor. Yöntemin uygulanabilirliği henüz laboratuvar ölçeğinde gösterilmiş olsa da sürecin daha hızlı, verimli ve ekonomik hâle getirilmesiyle birlikte endüstriyel uygulamaların önü açılabilir.
Kaynak:


