Doğal Tekstil Lifleri Göl Tabanında 100 Yıldan Fazla Kalabiliyor… Birleşik Krallık’ta bir zamanlar ülkenin önemli tekstil merkezlerinden biri olan Leek kasabasının yaklaşık beş kilometre uzağındaki Rudyard Gölü’nün tabanında, bir yüzyıldan uzun süre parçalanmadan kalan pamuk ve yün gibi doğal liflere rastlandı. Bu bulgu, plastiklere sürdürülebilir alternatifler olarak görülen doğal liflerin doğaya karıştıktan sonra biyolojik olarak hızla parçalandığı yönündeki yaygın varsayımları tartışmaya açıyor. iScience dergisinde yayımlanan çalışma, ham ve işlenmiş doğal tekstil liflerinin neden olduğu kirliliğin boyutunu ve çevre üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlıyor.
Araştırma kapsamında Keele ve Loughborough Üniversitelerinden bilim insanları, Rudyard Gölü’nün tabanından alınan tortul örneklerindeki tekstil liflerini analiz etti. İncelenen örnekler 1876’dan 2022’ye kadar olan 150 yıllık dönemi yani Birleşik Krallık’ın ikinci sanayi devriminden günümüze uzanan bir zaman dilimini kapsıyor.
Gölün tabanında 1876 ile 1979 yılları arasında biriken katmanlardan çıkarılan liflerin yalnızca ikisi hariç tamamının pamuk veya yün lifi olduğu belirlendi. Araştırmacılar, göl tabanının neredeyse her katmanında tekstil liflerine rastladı ve böylece yaklaşık 150 yıllık insan faaliyetini yansıtan bir “tekstil lifi kronolojisi” oluşturdu. Bu örnekler tekstil üretiminde kullanılan yöntemlerdeki değişimleri, giyim tüketimi alışkanlıklarını ve kıyafet atıklarını kaydeden; bir bakıma insan faaliyetlerinin çevrede bıraktığı izleri saklayan bir arşiv işlevi görüyor.
Keele Üniversitesinde sürdürülebilir kalkınma profesörü olan Deirdre McKay bu sonuçların, doğal tekstil liflerinin doğaya karıştıktan sonra biyolojik olarak kolayca parçalanıp yok olduğu yönündeki yaygın düşünceyi tartışmaya açtığını belirtiyor. McKay’e göre bulgular, doğal liflerin göl tabanında biriken katmanlarda onlarca hatta yüzlerce yıl bozulmadan kalabildiğini gösteriyor.
Son yıllarda tekstil kaynaklı çevre kirliliğine ilişkin araştırmaların büyük bölümü, petrolden elde edilen sentetik liflerin çevreye yaydığı mikroplastiklere odaklanmış durumda. Ancak giderek artan sayıda bulgu, birçok çevresel örnekte doğal liflerin baskın olduğunu gösteriyor. Ancak bu liflerin çevresel etkileri plastik liflere kıyasla çok daha az araştırılıyor.
Prof. Dr. McKay’e göre yeterince anlaşılmayan nokta, plastik olmayan bu liflerin çevrede ne kadar süre kalabildiğiydi. Araştırma, doğal tekstil liflerinin göl tabanı katmanlarında uzun süre kalabildiğini inceleyen ilk çalışmalardan biri. Ancak doğada uzun süre kalabilmesinin, doğal liflerin mutlaka zararlı olduğu anlamına gelmediği de vurgulanıyor.
Loughborough Üniversitesinden Dr. Tom Stanton, sürdürülebilir malzemelerin özelliklerine ilişkin varsayımların yeniden düşünülmesi gerektiğini belirtiyor. Ona göre plastik liflerin üretimini azaltmak önemli olsa da çevre üzerindeki etkileri tam anlaşılmadan bunların yerine doğal liflerin kullanılması yeni sorunlar oluşturabilir.
Araştırmacılar, çevre kirliliğine yönelik çalışmaların doğal tekstil liflerini de kapsaması gerektiğini vurguluyor. Çünkü doğadaki tekstil liflerinin önemli bir bölümünü bu lifler oluşturuyor. Bilim insanlarına göre doğal liflerin çevresel etkilerini inceleyen çalışmalar, moda ve tekstil sektöründe kullanılan malzemeler ve üretim yaklaşımları hakkında daha bilinçli kararlar alınmasına katkı sağlayabilir.
Kaynak:






