Woods Hole Oşinografi Enstitüsü araştırmacıları tarafından Kuzey Amerika kıtasının doğu kıyılarında bulunan Maine Körfezi’nde gerçekleştirilen deneyde, okyanus sularına 65.000 litre sodyum hidroksit dökülerek atmosferden 2 ila 10 ton karbondioksit soğurmanın mümkün olduğu gösterildi. Araştırma ekibi uygulamadan sonra sudaki mikroorganizma, plankton, balık ve ıstakoz larvası konsantrasyonlarını belirleyerek fotosentez etkinliğini ölçtü, sonuçta yöntemin bu canlı toplulukları üzerinde kısa vadede belirgin bir olumsuz etkisine rastlamadı.
İnsanlık, küresel iklim değişiminin durdurulması amacıyla karbon salımını azaltma hedeflerinin gerisinde kaldıkça bilim insanları atmosferdeki karbondioksit düzeyini düşürmeye yönelik yeni çareler arıyor. Doğal ortamlara örneğin atmosfere, okyanuslara ya da karalara aktif müdahaleler yapılmasına dayanan jeomühendislik yaklaşımları da bunlar arasında. Yapılan deney de bu tür bir uygulama.
Atmosferden yaklaşık 40 kat daha fazla karbon depolayabilen okyanuslar, şimdiye kadar insan kaynaklı etkinlikler sonucu atmosfere salınan karbondioksidin dörtte birden fazlasını bünyesinde depoladı. Bu fazladan karbondioksit suyla tepkimeye girip karbonik asit oluşumuna ve dolayısıyla da okyanusların daha asidik hâle gelmesine neden oluyor. Okyanusların asitlenmesi kabuklu deniz canlılarının, kalsiyum karbonattan meydana gelen kabuklarını zayıflatabiliyor ya da bu kabukların oluşumunu zorlaştırabiliyor. Ayrıca denizlerin atmosferden karbondioksit soğurma kapasitesini de azaltıyor. Yeni araştırmadaki yaklaşımda bazik özellikteki bir kimyasal madde olan sodyum hidroksitin okyanus suyuna büyük miktarlarda eklenmesiyle doğaya zarar vermeden okyanus asitlenmesinin etkisinin azaltılıp azaltılamayacağı sınanıyor.
Çalışmanın sonuçları 25 Şubat’ta Birleşik Krallık’ın Glasgow şehrinde yapılan Okyanus Bilimleri Konferansı’nda sunuldu. Çalışma kapsamındaki yöntemin, atmosfere salınan ve atmosferden soğurulan toplam karbon miktarının azaltılmasını sağlayıp sağlamadığı ise kullanılan sodyum hidroksitin üretim ve deneme sahasına taşınma aşamalarındaki karbon ayak izinin hesaplanması sonucunda anlaşılabilecek. Etkinliğinin, verimliliğinin ve doğal yaşam açısından güvenliğinin başka araştırmalarla da doğrulanması hâlinde bu yaklaşım, iklim değişimiyle mücadelede kullanılabilecek bir seçenek oluşturabilir.
Kaynak









