Bu canlıların gözlerinde 12 ila 16 arasında değişen sayıda fotoreseptör (ışığı algılayarak beyne görsel sinyaller gönderen ve böylece görme sürecinin temelini oluşturan özel hücreler) bulunur. Bu sayede yalnızca görünür ışık değil, morötesi ve kızılötesi dalga boyları da algılanabilir. Ayrıca bu canlılar ışığın sadece şiddetine değil, titreşim yönüne yani polarizasyonuna da duyarlıdır. Hatta insan gözünün hiç algılayamadığı dairesel polarize ışığı bile seçebilecek hassasiyete sahiptirler.
Bu gelişmiş görme yeteneği, mantis karidesine hem yaşadığı ortamda hem de sosyal davranışlarında önemli avantajlar sunar. Avlarını çok daha keskin bir görüşle seçip yakalayabilir, bulanık ya da ışığın az ulaştığı sularda yönünü kolaylıkla bulabilir ve kendi türünden bireylerle iletişim kurarken son derece karmaşık görsel sinyallerden yararlanabilir. Yine de sahip olduğu fotoreseptörlerin çeşitliliğine karşın mantis karidesinin insanlardan daha fazla rengi ayırt edemediği görülmüş. Bunun temel nedeni görme sisteminin işleyişindeki farklılık. İnsanlarda renk algısı, gözlerden gelen bilgilerin beyinde işlenmesiyle oluşuyor. Oysa mantis karidesinin gözleri bu bilgiyi doğrudan işleyebiliyor ve canlının çok hızlı tepki vermesini sağlıyor. Böylece renk ayrıntıları bir ölçüde kaybolsa da tepki süresi büyük ölçüdekısalıyor. Bu canlıların avına yönelirken milisaniyeler içinde harekete geçebilmesi, görsel bilginin olağanüstü bir hızda işlenebilmesinin en dikkat çekici sonucu.
Mantis karidesinin gözleri, işlevlerinin yanı sıra yapısal olarak da dikkat çekicidir. İki ayrı sap üzerinde bulunan bileşik gözler (ommatidyum adı verilen birimlerden oluşan petek göz yapısı) birbirinden bağımsız olarak hareket ederek çevrenin geniş bir bölümünü aynı anda tarayabilir. Dahası her gözdeüç farklı görme bölgesi vardır. Bu sayede her bir göz derinlik algısına sahiptir ve tek başına üç boyutlu görüntü oluşturabilir. İnsanlarda ise iki gözden gelen veriler birleştirilerek derinlik algısı ve üç boyutlu görüntü ortaya çıkar. Mantis karideslerinin bu özelliği, özellikle karmaşık yapıdaki mercan resiflerinde avlarını takip etmeleri ve yuvalarını savunma açısından kritik önemdedir. Gözlerin orta bölümünde yer alan altı sıra hâlindeki fotoreseptörler ise dalga boylarını ve polarizasyonu algılamada özelleşmiştir. Bu bölüm, mantis karidesinin görme sisteminin ayırt edici özelliğini kazandıran temel yapıdır.
Mantis karideslerinde görme sisteminin böylesine karmaşık bir düzeyde gelişmesinin nedenleri henüz tam olarak açıklığa kavuşmadı. Ancak araştırmacılar bu özelliklerin iletişim, eş seçimi ve sosyal davranışlarda belirleyici olduğunu düşünüyor. Mantis karideslerinin vücutlarında dairesel polarize ışığı yansıtan desenler bulunuyor. Gözleriyle diğer canlıdan yansıyan dairesel polarize ışığı algılayabilen mantis karidesleri bu desenleri çiftleşme sırasında dişilerin ilgisini çekmek, rakip erkekleri caydırmak ya da bölgesel üstünlüğü göstermek için kullanıyor. Aynı zamanda morötesi ışığa duyarlılık, farklı avların veya potansiyel eşlerin tanınmasını kolaylaştırıyor. Deniz tabanında yuva açarken başka mantis karideslerinin hâlihazırda hâkim olduğu bölgeleri ayırt edebilmeleri de bu gelişmiş görme yetisinin bir sonucudur.
Bu olağanüstü görme donanımı, mühendislikten tıbba kadar birçok alanda araştırmacılara ilham veriyor. Özellikle polarize ışığı algılama yetisinin taklit edilmesi ile su altında görüşü iyileştiren cihazlardan daha hassas tıbbi görüntüleme tekniklerine ve yeni nesil kamera sensörlerine kadar pek çok yenilikçi çözüm geliştiriliyor. Mantis karidesinin görme sistemi ise doğadaki işlevsel çeşitliliğin teknolojiye nasıl uyarlandığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak öne çıkıyor.
Mantis karidesi, küçük boyutuna rağmen sahip olduğu benzersiz görme kapasitesiyle deniz canlıları arasında özel bir konumda yer alıyor. Gözleri yalnızca bir avcı olarak çevresine üstünlük sağlamasını değil aynı zamanda bilim insanlarının ışık ve görme üzerine temel sorulara yanıt aramasına yardımcı oluyor. Bugün için net olarak bilinen, doğadaki en gelişmiş görme sisteminin bu sıra dışı kabukluya ait olduğu. Ancak bunun nasıl ortaya çıktığı ve tam olarak hangi işlevlere hizmet ettiği hâlâ araştırmaların merkezinde yer alıyor.
Kaynak







